Nyxin sessizliğinden merhabalar!
Oldukça uzun bir zamandır yazı yazmak için küllenen bir ateşin alevlenmesini bekliyordum. Bu gece o geceymiş. Sonunda kendimi burada buldum. Belki de içimde sakladığım sesleri artık dışarı salmak için buradayım. ''Ne konuda?'' diye sormayın. Boşuna adı blog değil :) En azından benim için öyle. Evet, tahmin ettiğiniz gibi ilgimi çeken ve okumaktan, araştırmaktan zevk aldığım her hangi bir konuda yazı yazabilirim. Okuyup, beğendiğim, sinirlendiğim, güldüğüm herhangi bir şey hakkında yazabilirim. Bakalım neler olacak...
Vira bismillah deyip başlangıç yapmak bile benim gibi deli dağınık zihinli biri için müthiş bir şey. Bu açıklama yeter de artar bile.
Hakkında yazmak istediğim pek çok şey olsa da hayatımdaki en güncel tecrübe hakkında paylaşım yaparak başlamak isterim.
Spritüelizm/ ezoterizm/maji ve dahi astroloji gibi konular ve alanlar (diyelim) henüz bu kadar furya olmamışken bu alanlara merak salmış, hayat sorgulaması ve anlam arayışları içerisinde debelenirken, bunların gizemine kendini kaptırmış küçük bir insancıktım. Uzun yıllar oldu ve bu bitmeyen bir yolculuk elbette. Çok fazla şey kattığı gibi kimi zaman götürdüğü şeyler de oldu. Yaşayan bilir.
Son dönemlerde adını Zeytin Ağacı dizisiyle duyuran ancak aslında uzun bir geçmişe dayanan bir terapi yönteminden bahsetmek istiyorum. Bildiniz! Aile Dizimi. Aile dizimi sahnelerini dizide izlerken oldukça uç bulmuştum. Hakkında araştırmalar yaptım ve bazı psikologların yazılarını okuduğumda pek hoşlanılmayan bir yöntem de olduğunu gözlemledim. Bunun nedeni, ilk olarak elbette pozitif bilimden uzak, enerji çalışması içeren, insan ruhunda karmaşalar yaratabilecek potansiyeli olduğu gibi kritiklere rastladım.
İşin özüne bakarsak eğer, çok da haksız değiller ancak bir noktada. O da şu; enerji çalışmalarında insan ruhu henüz bazı tecrübeleri deneyimleyecek noktalara ulaşmadıysa, bu tarz bir çalışma elbette tehlike arz edebilir. Spritüel anlamda hiç bir deneyimi olmayan bir kimsenin bile yararlanabileceği bir çalışma olsa da, kişin özünde nelere sebebiyet verebileceği bana göre öngörülemez. Bu nedenle uygulayıcının rehberliği oldukça önem arz edecektir. Eğer uygulayıcı bazı kimseler gibi sadece maddi kaygılar hatta şarlatanlık için bunu yapıyorsa (ne yazık ki güncel ortamda yüksek bir potansiyel) bu durumda açılıma katılan kişi zarar görebilir. Tabi bu yalnızca bir ihtimal, varsayımın ötesine geçemez. Mefhumu muhalifinden olumsuz tecrübleri olanların hiç olmadığı ihtimali de aynı oranda düşük diyebiliriz.
Şimdi konunun özüne gelirsek; Bert Hellinger tarafından geliştirlen bir terapi yöntemi aslında aile dizimi dediğimiz şey. Bert beyefendi bir hastasının dertlerini çözmekle uğraşırken, çabalarının yeterli gelmemesi nedeniyle sonunda aile dizimi uygulamasını yaratmış diyebiliriz çok çok özet şekilde. Bu terapi yöntemi bilimsel olarak kanıtlanamamıştır. Bu sebeple de eleştirilere maruz kaldığını düşünüyorum. Ancak bir bilim insanı tarafından geliştirilmesi de oldukça hoş bence. Garip bir güven duygusu yaratmıyor mu sizde de? Elbette bilim ve bilim insanları diğer her şey gibi sorgulanabilir ancak konu bu değil :)
Aile diziminde zaman kavramı yok bir kere. Zaten zaman yok da, ona da neyse :)) Zaman kavramını dışarıda tutması sayesinde köklerinize inen bir çalışma. Evrenin ve sonsuz zamanların içinde yaşamış atalarımızın tecrübe ve yaşadığı olaylar, süreç içerisinde genetik bir sarmal halini alıyor, nesilden nesile aktarılıyor. Genler gibi çalışıyor olaylar kısaca. Tabi böyle bir olgu, üç kuşak sonra doğan torunun hayatında iki üstsoyun yaşadığı bir travmanın veya döngünün torunda ortaya çıkması sonucunu doğuruyor. Bu travma düğümü çözülene kadar da aktarım devam ediyor. Peşine düşecek bilince ve güce sahip olan ruh ise aslında bunu çözüp yani yazılımı iptal edip, silerek, yerine güzelini koyabiliyor ve bir sonraki nesle aktarım bu şekilde son buluyor. Çalışmanın nihai amacı bu.
Kişinin seçtiği meslek bile atalarının bir hareketinin veya başına gelen bir olaydan sebep ileri gelebiliyor. Farkında değil kişi bunun. Aile diziminde temelde çalışılan konu yelpazesi geniş olmakla beraber, ani ölümler, taciz, tecavüz, cinayet, kürtaj, düşük yapma, mesafeler, aldatılma, işkence ve uğranılan haksızlıklar gibi pek çok travmatik olayı bünyesinde barındırıyor. Bu konular oldukça çarpıcı ve yıpratıcı konular. Ancak çözülmesi durumunda çok büyük bir ferahlama sağlayacağı da yadsınamaz bir gerçek. Çözülen kısım atalardan geçen, travmaların yarattığı ruhsal acılar. Bir yerde kişiye ait olmayan konuların sancıları, zorlukları, günlük yaşama yansıyan aksamalar, huzursuzluklar yani rahatsızlıklardır. İnsan ruhunda ve zihninde yaşanan kargaşa ve sorunlar fiziksel bedene de yansıyor elbette. Bilimde buna psikosomatik rahatsızlıklar, ağrılar deniyor bildiğiniz gibi.
Aile diziminde ise uzun uzun konuların deşilmesindense, kişinin hayat akışı göz önüne alınır. Tekrarlanan döngüler tespit edilir ve kişinin geçmişte yaşanan olaylardan ne derece haberdar olduğu anlaşılmaya çalışır. Yanısıra muamma olan konular da not edilir. Böylelikle dizim çalışmasına başlanır.
Dizim çalışmasına katılımcı ve açılımcı (açılımı yapılacak kişi) olarak katılanlar hazır bulunur. Ortalama on kişinin çalışma ortamında bulunması gibi bir bilgi var ancak şart değil. Açılımcı olan kişinin hayatına etkisi olan olay ve kişileri temsilen, açılımcı katılımcıları içinden geldiği gibi seçer. Bilincin ve bilinçaltının bunu kabullenebilmesi için bir adım öne atarak enerjisel bir çembere girilir (imajinasyon gibi düşünün) ve ''bu alana girmeyi kabul ediyorum, en yüksek şifayı kendime çekiyorum'' denilerek ilk katılımcı çalışmayı başlatmış olur ve diğer tüm katılımcılar da çembere girme ritüelini gerçekleştirir. Gözlerinizi kapatmak, odaklanmak ve enerji geçişi için oldukça iyidir. Bir kaç saniye sonra çemberde duran kişi artık siz değilsinizdir. Adını bile bilmediğiniz bir kişinin enerjisi size akmaya başlar. Belki 7 kuşak önce yaşayan bir ruhun bilgisi sizin içinizde kıpırdanıyordur. Cinsiyet, yaş, kim olduğunuz, ne olduğunuz... Hiçbirinin bir önemi yoktur. Oraya bir konu için gelmiştir o enerji ve bilgi alarak o iyileştirmenin gerçekleşmesi nihai amaçtır. Ruhların her şeyi elbette deşilemez. Sadece açılımcı adına seçilen konular özelinde duygu sağılımı ve olumlamalarla şifalandırma gerçekleştirilir. Çalışma bittiğinde ise büyük bir rahatlama yaşanır.
Bütün bunlardan nasıl emin olduğumu ise yazının başında bir tecrübemi paylaşmak istediğimden bahsettiğimi ışık hızıyla anımsayacaksınız.
Evet, izlerken çalışmanın oldukça uç olduğunu hatta dizideki haliyle fantastik kaldığını düşünmüştüm. Bu kadar eylem ancak şov olabilirdi. Fakat öyle olmadığını kendi ruhumla katılarak, gözlerimle görerek, kalbimle hissederek keşfetmiş oldum. Hayatta deneyimlenebilecek pek nadir şeylerden biri. Anlatılmaz yaşanır denilen türden. İzlemesi bile inandırıcı gelmeyebilir (canlı izlemesi). Yaşanmalı, bizzat tecrübe edilmeli. Ancak o zaman bir kimse gerçek olduğunu anlayacaktır. Zira ben çembere adım attıktan bir kaç saniye sonra boğazımda bir yumru, karnımda bir ağrı ve devamında ani bir ağlamayla ilk tecrübemi yaşamış oldum. Bir dakika önce benken bir dakika sonra başkasıydım ve onun yaşadığı acıyı iliklerime kadar hissedip duygularını haykırdım Dünyaya. Çalışma bittiğinde ve çemberden çıktığımda ise yine bendim. Sanki oradan bir adım geri atarak o sonsuz acıdan kurtulmuş, parmak şıklatılarak çözüm üretilen sihirli bir Dünyada gibiydim.
Şöyle bir bilgi de eklemek isterim. O gün o dizilime kimlerin katıldığı bile tesadüf değil. Sizinle bir yerde aynı şeyleri yaşamış olmasanız da kişinin hayatına yansımaları aynı olan bir grup insanla tesadüf ettiğinizi (!) göreceksiniz. Bundan ileri gelerek kolaylaştırıcımız tarafından aktarılan bir bilgiyi de aktarmak isterim; kişi açılımcı olarak katılmasa da yani sadece katılımcı olarak olarak çemberde bulunsa da aslında şifalanıyor. Yani sadece sizin sorununuzun özelinde değil başkasının sorununa çözüm olarak katılmayı seçtiğinizde şifalanabiliyorsunuz. Bu da ilk elden deneyimlendi diyebilirim. Şimdilik yalnızca iki kez katılmış olsam da devamının geleceğiniz siz bile taaa oralardan hissetmişsinizdir. Bir diğer ayrıntı da, bireysel seansların da olması. Yani illa grup olarak değil de birebir seanslarla da çalışmalar yapılabiliyor. Burada kolaylaştırıcının rollere girmesi ve nesneler (hellinger sandalye kullanmış) kullanmasıyla gerçekleştirilen bir seans söz konusu. Kişinin durumuna göre belirlenebiliyor.
Bu konuya dair anlatacaklarım şimdilik bu kadar. Ben oldukça etkilendim. Kendimi çok daha hafiflemiş ve rahatlamış hissediyorum. Hayatıma yansımalarını görmek için sabırsızlanıyorum. Çünkü daha tecrübeli kişilerden, hayatlarında oldukça olumlu dönüşümler yaşandığını duydum. Bir gelen bir daha geliyor. Yalnız hocanın anlattığına göre bir keresinde katılan bir kadın kesinlikle ikna olmayıp kaçıp gittiğini anlattı. Orada bulunan diğer herkes ikna olmasına rağmen konusu çalışılan kadın asla inanmak istemeyip çekip gitmiş, bir daha da gelmemiş. Bunu aktarma sebebim de yine yukarıda bahsettiğim konuya geliyor. Bazı kişiler henüz bu tarz yoğun enerjili bir çalışmayı kaldıracak idrak seviyesinde olmayabilir. Bilinçaltı ciddi derecede kendisini engelliyor da olabilir. Zira bu tarz psikolojik sorunların üstüne gitmeye karar vermek de kolay değildir. Güvenlik alanınızdan çıkmayı gerektirir. Bu da her an her zatın başarmayacağı, kimi zatın kabullenişe geçmesi için zamana ihtiyaç duyacağı bir konu. Kimse bunun için suçlanamaz. Bir de nasip ve doğru zamanlama vardır ki orası da apayrı bir meseledir. Bazı şeylerin çözümü için bile zamanı gelmemişse bu gerçekleşemez. İlahi sistemde her şey olması gerektiği gibi olması gereken zamanda gerçekleşir. Kim bilir çekip giden o kadın için de vardır elbet bir ders. Hem kendisine hem o gün orada bulunanlara. Hangi ders/mesaj olduğunu onlar öğrenecekler bir gün. Biz de fazla düşünmeyelim. Bazı şeyler herkesi ilgilendirmez, bu da o şeylerden. Hadi kalın sağlıcakla, bundan sonra görüşmek üzere :) Hepinize mucizeli günler geceler diliyorum. Hoşçakalın.
Yorumlar
Yorum Gönder